Dünya üzerinde mail trafiği başladığı andan itibaren sanırım en büyük problem mailin gerçekten doğru kişiden gelip gelmediğiydi
Hatta bu problem mektuplarda bile vardı. Düşünsenize postacı size bir mektup getiriyor. Gönderen kısmında dayınızın adı yazılı. Peki ne malum onun olduğu
Olay tabi PTT tarafında daha kolay. Sonuçta bir telefonla dayınızın size mektup atıp atmadığını öğrenebilirsiniz vs ama Metro Ethernet hızında akan günümüz e-posta trafiğinde her gönderen kişiyi arayıp “Bana senden bir mail geldi ve bunlar yazıyor” un doğrulamasını yapamazsınız. Kaldı ki işin en traji kısmı paranın döndüğü banka mailleri vs.
RBL Mantığı
Ilk mail sunucularından itibaren protokol yapısından dolayı oluşan bir açık vardı. Relay! Yani siz bir mail sunucusuna bağlandığınızıda “Benim mail adresim test@test.net ve ben best@test1.net e mail atmak istiyorum” dediğinizde sunucu bunu kabul ediyordu ve test1.net mail sunucusu ne ise ona iletiyordu. test1.net mail sunucusundada aynı açık olduğundan mailler sahte! bile olsa son kullanıcıya iletiliyordu. Ne kadar saçma değil mi? Bu saçmalığın adı RELAY ve exchange 5.5 e kadar devam etti
Sonunda baktılar bu iş böyle olmayacak tüm mail sunucuları RELAY özelliklerini kapatmaya başladı ve “Kapatmayanlardan da mail almam kardeşim” politikası geliştirildi. Işte RBL (ister Relay Block List isterseniz de Realtime Block List deyin) bu sunucuların bulunduğu DNS listesinin adıdır.