“Az yakan, şehir içinde kullanıma uygun, otomatik şanzımanlı bir araç” arayışı ile bundan 8.5 ay önce VolksWagen Polo 2010 1.6 TDI – DSG’ye karar verişin kısa bir özetini (çook uzun bir başlangıç cümlesi ile) geçmeyi planlıyorum. Aslında bu tür yazılar karar verme aşamasında (satın alma kararı) insanlara yol gösterici oluyorlar. Çünkü blog yazıları yazılırken, üreticiden bir beklenti olmadığı için, ürünün tüm (artı – eksi) yönleri bulabiliyorsunuz.
Satın Alma Kararı: Bizim satın alma kararını almamızdaki en büyük etken, forumlarda okuduklarım olmuştu. Ortak kanı; bu kadar paranın bu araca verilmemesi olsa da hemen her yorumun altında, aracın kalitesinden bahsediliyordu. Bayideki aracı deneyerek (1.4 Lansman) aracın motoruna göre ağır kasasından dolayı 1.6 Dizel’e karar verdik.
Müşteri Bilgilendirme: Satın alma kararından sonra iletişime geçtiğimiz bayide durum malesef içler acısı idi. Sunroof, sis farı, deri direksiyon, gibi özellikleri de ekleyince tam 6 ay sonrasına teslim tarihi çıkarıldı. %25 kaparo verdikten 2 gün sonra, sun roof takılamadığı sonra da sis farının bayide takılacağı bilgisi geldi. İlginç olan bir kısım da aracı euro üzerinden satın almamız idi. Yani araç 6 ay sonra Türkiye’ye giriş yaparken kur ne ise fiyat o oluyor!
Internet tarihinde ilginç olaylardan birisi Mahir’di sanırım. Bence bir o kadar enteresan olay da trololololololololololo adında (artık ne olarak adlandıramayacağımı bulamadım) müzikal kıvanımda saçmalamaca 
Bazen internette aradığınız birşey için mail adresinizi vermek zorunda kalabilirsiniz. Örneğin; “Windows 7 rapidshare” gibi bir arama 